Şu an bitirmiş olduğum bu kitap,
32 DİLE ÇEVRİLEREK DÜNYADA FIRTINALARA KOPARMIŞ KRALKATİLİN GÜNCESİ
kitabının Türkçesi.
kitabının Türkçesi.
Kitap ön kapağı içeriğini anlatılacak şekilde sade ama ilgi çekici bir şekilde tasarlanmış gerek yazı türü gerek kapakta bulunan görsel olsun (yukarıda görmüş olduğunuz görsel) okuyucuyu nelerin beklediğini kısa da olsa anlatmış. Kitabın arka yüzünü çevirdiğimde beyaz bir fon üzerine koyu renkteki yazıları gördüm. Kitabı ödünç aldığım kütüphanede çok fazla incele yememiştim sadece kitap hakkındaki yorumları okumuştum ve bu kitabı elimden bırakmak istemedim tekrar rafa bırakır ve başka kitap ödünç alırsam belkide bir daha bulamam korkusuna kapıldım ve kitabı aldım ne demeliyim dıştan böyle kalın görünen bir kitap 736 sayfa olması beni daha çok endişelendirdi birde ikinci kitabı vardı oda bir bu kadar belki daha fazlaydı. Ama kitabı elime aldığım anda içimi bir his kapladı sanki okumazsam çok üzülecektim ve öylede olmak üzereymiş
Yazarın kitabı ithaf ettiği kişilere baktığımda babasının şu sözüyle karşılaştım "Bir şeyi yapacaksam acele etmeden daha ilk seferde yapmayı öğreten babama" yazıyordu bu kelimeyi hayatımın öbür kalanında felsefe edineceğimi şimdiden söylemek isterim. İthaf ve teşekkür bölümünün ardından "Medeniyetin Dört Köşesi" adlı bir harita çıktı karşıma.
Ve hikaye başladı
Yoltaşı hanına gittim ilk durağımda ben daha ne olduğunu anlayamadan gizemli üç kısımlı sessizlik bürümüştü hanı. Barın arkasında duran hancı çekti dikkatimi ateş kadar kızıl saçları donuk karanlık gözleriyle ağırbaşlılığı Ölümü bekleyen bir adamın sabırlı davranışları beni ona bağladı.
Olay Yoltaşında ağır ağır giderken yaşlı Cob anlattığı hikayeyi kim bilir ne kadarı gerçekti bilinmez,anlatıyordu onu dinleyen dostlarına.
Mavi Alev dendiğinde herkesi bir ürperme alırdı. Herkes onlardan korkarak bahsederdi. Tanımayan biri bile onların karanlığından korkardı ama biri, onlarla eş değerde bir adam, onları yenebilecek bir adam vardı.
Cob bu adamı anlatıyordu hikayesinde Ateş kızılı saçları yemyeşil karanlık gözleriyle gezgin bir Ruh. Adı Kvothe idi ve onu herkes bilirdi efsanelere konu olmuş adı dilden dile dolaşmış bu adam çok da uzakta değildi. Barın arkasında şişeleri parlatan ve bariz şekilde tanıdık bir adamdı. Bunu kimse bilmese de.
Şimdi soruyorsunuzdur adı efsanelere konu olmuş bu adam neden şimdi uyduruk bir hanın sahibiydi hatta tek müşterileri bir elin parmaklarını geçmezdi ama neden şimdi buradaydı?
İşte bunu kitabı okuyarak öğrenmeniz gerekecek
Bu kitabı okurken Kvothe ile yürüdüm,üşüdüm, acıktım, canım yandı ve onunla bütün zorlukların üzerinden geldim. Ve şimdi ona olan büyük hayranlığım aşka dönüştü.
Evet ben Kvothe'ye bu kitap sayesinde Aşık oldum.
BENİM ADIM KVOTHE
Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım. Trebon kasabasını yakıp kül ettim. Felurian'la bir gece geçirdim ve hem canıma hem de aklıma mukayyet olabildim. Çoğu insanın kabul edildiğinden daha küçük bir yaşta Üniversite'den atıldım.Başkalarının gündüz gözüyle ağızlarına almaktan korktukları yollardan ay ışığı altında geçtim.Tanrılarla konuştum, kadınlar sevdim ve ozanları ağlatan şarkılar yazdım.
Belki beni duymuşsunuzdur.
İşte Kvothe'nin hikayesi böyle başlıyor.
Size daha fazla ne anlatabilirim bilmiyorum bu kitabı okuyalı aylar oldu ve ben bu postu yazmaya başladığımda yeni bitmişti ama hiç bir kelime bu kitabı anlatmama yetmedi ve ben de bu postu taslaklarım da muhafaza etmeye başladım kimi zaman aklıma geldi yazmaya devam ettim ama bir yerden sonra bütün kelimelerin bitti bir noktaya geldim. Hala bu kitabı anlatamadığımı düşünüyorum ve hala bu kitabı yeniden okumak istediğimi hissediyorum. Daha ilk sayfasıyla benim unutulmazlarım arasın girdi ve hala yerini koruyor
~~Miss-Yuki~~








Hiç yorum yok :
Yorum Gönder